Ve bir unutuşa nasıl sığıyor her şey
Benimse kalbim tökezliyor
Bir melek ölürken, böyle sessiz durulmaz çocuk
Burada güzel fakat acı yine de gerçek şeylerden bahsedilecek. Bazen yolumuza düşler çıkacak.
bir kelebek ölürken soracakların varsa...Nereye gitsem neye dokunsam yanıyor çünkü ateş içeride, yakıyor her şeyi.
Çok fazla.
Oysa ki benim soracak sorularım vardı, herkes kaybolmuş.
“Duvarlar konuşmuyor anne.”
Her şey bir anda oldu, uzun zamandır böyle değildi, nasıl açığa çıktı tekrar, acı yine yoğun, çok yoğun.
”Anne beni al buradan, çok uzaklara götür, bu dünyada basacak bir noktam bile kalmadı, anne.”
Burada kimse yok.
Bir gün kendimi bırakıp sana anlatsam ne olduğunu
(25 plays)Şimdi bana kötülükten koruduğun şarkını söyle. Sevdiklerin için yazdığın şiiri oku. Ateşim yükselirse su içir, korkunç rüyalar görürsem sarılabileceğim kadar yer ayır kendine. Işığı hep açık tut. Işığı hep açık tut. Bu çok önemli. Vücutları ölüm oruçları yüzünden küçülmüş, yüzleri yanmış kadınlar görüyorum. Onların sadece gözleri var. Dünyada hâlâ o gözlerle bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar.
Şimdi ben nasıl “İyiyim.” diyebilirim?
“Bir çift ayakkabı alacağım oğluma, söz.”
Duydum ve dönüp baktım. Bir kadın oğluna söylüyordu bunu, bu yağmurda ayağında sadece çorabı ve terliği olan bir kadın bunu bu yağmurda ayağında sadece parçalanmış ayakkabısı olan oğluna söylüyordu. El eleydiler, onlar gitti ben kaldım. Arkalarından bakakaldım bunu duyduktan sonra hareket edemedim, yürümeye başlayınca zaten yağmur da yağıyordu sonrası sessiz hıçkırık sessiz gözyaşı, en saf su. Hepinize neler söyledim ah bir bilseniz insanlar, hepimize. Bunu nasıl yapabiliyoruz? Gerçekleşmesi çok zaman alacaktı büyük ihtimalle bu hayalin, çünkü bunu ben biliyordum, hep öyle olurdu. Bir çocuğun acı çekmesi kadar adaletsiz ne olabilir ki? Bunu gördükten sonra nasıl her gün ölmeden yaşarım ben? Çok derine işleyen şeyler var ve oradan hiç gitmiyorlar.
Korkuyorum, çünkü buradan gitmek istiyorum.
…
Bakkaldan utandığım için soramadım, bir zamanlar -bir süre önce- aynı çekingenlik yüzünden kundura tamircisine de soramamıştım: Bir mektup yazmak istiyordum, ama adres bilmiyordum. Yani hiçbir adres bilmiyordum. Bana inanmazlardı, bunun için utanıyordum. Bana herhangi bir adres söyler misiniz diyemezdim. Oysa herhangi bir adres yeterliydi benim için. Bir zorluk daha vardı o zamanlar. Şimdi de var -yani bir süre geçtiği halde- kendi adresimi de bu mektupta yazmak sorunu beni düşündürüyor.
…
Ama gene de ona yazmak, hep onun için yazmak, ona durmadan anlatmak, nerede olduğumu bildirmek istiyorum.
Çok derinlerde ve çok ürkütücü, burası çok soğuk. Korkmuyorum dersem inanma.
Bağırıyor içimde bir kuş, durmadan bağırıyor:
Şair, bir taşı oyup da içine girmenin zamanı geçti!
Bir kez daha gülümseyerek yanıtlıyorum onu:
Ağladım. Biraz rahatladım. İyiyim şimdi.